Hiçbir Şeyden Keyif Alamıyorum: Anhedoni Nedir?

Esra Tanrıöver
#anhedoni #keyifalamama #depresyon #isteksizlik
Üzüntünün çoğu zaman tanınabilir bir yüzü vardır. İnsan ağlar, acı çeker, bir şeylerin kötü gittiğini bilir. Anhedoni ise sessizdir. Her şey yerli yerinde görünürken hayatın rengi yavaşça solmuş gibidir. Kişi işe gider, arkadaşlarıyla görüşür, alışveriş yapar, bir diziyi açıp karşısına oturur; fakat bunların hiçbiri ona gerçekten ulaşmaz.
Bazen bunu “Üzgün değilim, sadece hiçbir şey hissetmiyorum” diye anlatırız. Bazen de “Yapıyorum ama eskisi gibi gelmiyor” deriz. Sevdiğimiz bir şarkı yalnızca birkaç dakikalık bir sese, uzun zamandır beklediğimiz bir tatil yerine getirilmesi gereken başka bir plana dönüşür. Hayat devam eder; fakat insan sanki kendi hayatına birkaç adım uzaktan bakıyordur.
Psikiyatride, daha önce keyif veren şeylerden alınan hazzın azalmasını veya kaybolmasını tanımlamak için anhedoni kavramı kullanılır.
Mutlu olmanız beklenirken hiçbir şey hissedememek
Lars von Trier’in Melancholia filminde Justine’i kendi düğününde tam da böyle görürüz. Etrafında özenle hazırlanmış bir kutlama, insanlar, müzik ve onun mutlu olması gerektiğine dair güçlü bir beklenti vardır. Fakat Justine bütün bunlarla arasına görünmez bir mesafe girmiş gibi hareket eder. İçinde bulunduğu anın güzel olduğunu bilir; yine de o güzellik kendisine ulaşamaz.
Anhedoninin en zor yanlarından biri de bu olabilir: Kişi neyin ona iyi gelmesi gerektiğini çoğu zaman bilir. Eskiden neyi sevdiğini hatırlar. Hatta kendisinden beklenen duygunun ne olduğunu da anlayabilir. Buna rağmen o duyguyu üretemez.
Bu nedenle anhedoni bir nankörlük, isteksizlik veya yeterince çaba göstermeme hâli değildir. “Biraz dışarı çık” ya da “Kendine bir uğraş bul” gibi iyi niyetli öneriler, kişinin yaşadığı güçlüğü ıskalayabilir. Sorun, neyin keyifli olabileceğini bilmemek değil, bilinen o keyfe ulaşamamaktır.
Keyif almak tek bir anda gerçekleşmez
Bir şeyi arzulamakla onu yaşarken keyif almak aynı şey değildir. Bazen anhedoni, yaklaşan güzel bir şey için heyecan duyamamak şeklinde ortaya çıkar. Kişi arkadaşlarıyla buluştuğunda belki bir miktar keyif alır; fakat buluşma öncesinde bunun iyi geleceğini düşünemez ve evden çıkmak için gerekli isteği bulamaz.
Bazen de süreç tersine işler. Kişi plan yapabilir, etkinliğe katılabilir ve dışarıdan bakıldığında her şeyi sürdürüyor olabilir; fakat o sırada beklediği duygusal karşılığı alamaz. Yemeklerin tadı vardır ama verdiği haz yoktur. İnsanlar yanındadır ama yakınlık hissi oluşmaz. Günler doludur fakat yaşantının içinde canlılık eksiktir.
Bu yüzden anhedoni herkeste aynı görünmez. Bazı kişiler sosyal ilişkilerden çekilir, bazıları eskiden ilgi duyduğu uğraşları bırakır. Bazılarıysa hayatını neredeyse hiç aksatmadan sürdürür; yalnızca yaptıklarının kendisinde bıraktığı iz giderek silikleşir.
Yorgunluk, isteksizlik ve anhedoni aynı şey midir?
Bu deneyimleri gerçek yaşamda birbirinden kesin çizgilerle ayırmak her zaman mümkün değildir. Yorgun olan kişi bir şey yapmak isteyebilir ama yeterli enerjiyi bulamayabilir. Motivasyonu azalan kişi başlamayı veya sürdürmeyi zor bulabilir. Anhedonide ise kişi etkinliği yapabilecek durumda olsa bile ona yönelik istek duymayabilir ya da yaptığında eskiden aldığı hazzı alamayabilir.
Çoğu zaman bunlar bir arada bulunur. Uyku bozulur, enerji azalır, günlük işler birer yük gibi görünmeye başlar. İnsan, keyif alamadığı için daha az şey yapar; daha az şey yaptıkça yaşamındaki olumlu deneyimler de azalır. Böylece başlangıçta küçük olan geri çekilme, zaman içinde kişinin hayatını daraltan bir döngüye dönüşebilir.
Anhedoni yalnızca depresyonda mı görülür?
Anhedoni, depresyonun temel belirtilerinden biridir; ancak tek başına depresyon tanısı anlamına gelmez. Farklı psikiyatrik durumlara eşlik edebilir. Uzun süren stres, tükenmişlik, bazı bedensel hastalıklar, kullanılan ilaçlar veya maddeler de kişinin enerji, ilgi ve haz deneyimini etkileyebilir.
Üstelik depresyon her zaman yoğun bir üzüntü biçiminde yaşanmaz. Bazı kişilerde ön planda olan duygu keder değil; boşluk, uzaklık veya hissizliktir. Kişi “Hayatımda kötü bir şey yok, neden böyleyim?” diye düşünebilir. Oysa ruhsal bir güçlüğün varlığı, dışarıdan görülebilen bir gerekçeye sahip olmasına bağlı değildir.
Öte yandan birkaç gün süren keyifsizlik de anhedoni veya depresyon demek değildir. Her insanın ilgi ve enerjisinde dönemsel değişiklikler olur. Burada önemli olan değişimin ne kadar süredir devam ettiği, kişinin önceki hâlinden ne ölçüde farklılaştığı ve yaşamındaki etkileridir.
Hayatınız size ulaşmıyorsa
Keyif ve ilgi kaybı uzun süredir devam ediyorsa; ilişkilerinizi, işlevselliğinizi veya kendinize bakımınızı etkiliyorsa psikiyatrik değerlendirme düşünülebilir. Anhedoni tek başına bir tanı değil, üzerinde durulması gereken bir belirtidir. Değerlendirmede yalnızca “Keyif alıyor musunuz?” sorusuna değil; nelerin değiştiğine, değişimin ne zaman başladığına ve kişinin ruhsal ve bedensel durumuyla nasıl bir ilişki içinde olduğuna bakılır.
Çünkü bazen kaybedilen şey mutluluk değildir. İnsanın bir şeyi bekleyebilmesi, arzulayabilmesi ve yaşadığı ana duygusal olarak katılabilmesidir. Tedavinin amacı da kişiye ne hissetmesi gerektiğini söylemek değil; hayatla arasına giren bu mesafenin nedenlerini anlamak ve yeniden bağ kurabilmesini mümkün kılacak yolu belirlemektir.